Başlangıç / Havacılık / Yazılar / Kabin Memurluğu Hakkında Merak Edilenler

Kabin Memurluğu Hakkında Merak Edilenler

 Daha evvel, burada >>> Yonca Tahtalıoğlu imzasıyla bir yazı paylaşmış ve bu meslekle ilgili kısa bilgiler vermiştim.

Geçenlerde, Alican Sıcak Gelişme (@alicanteee) takma adıyla sosyal medyada çok başarılı paylaşımlar yapan ve benim de takip ettiğim, mesleğin içinden bir paylaşım gelince yayınlamaya karar verdim. Mevzuyu oldukça yalın ve soruya mahal bırakmayacak şekilde açıklamış.

O halde buyurun; işte o yazı:

Efendim malumunuz yeni havalimanı ile birilikte büyüyen havacılık sektörü için sürekli kabin memuru ilanları açılıyor ben de bu sektörde ve kabin memuru olmam nedeniyle kabin memurluğu için başvuran arkadaşlardan çok sayıda mesaj alıyorum. Fakat düzensiz çalışma saatlerinden dolayı ya geç cevap yazıyorum ya da hiç yazamıyorum ve bu durum ister istemez bir benim tarafımda bir mahçubiyet oluşuyor. Bilenin bilmeyene borcu var diyerek çok sorulan sorulara kısaca yanıt vermek isterim.

İlk başta şunu belirteyim daha çok işin olumsuz yönlerini yazmaya çalışacağım ve bunu yaparken şunu biliyorum ki ülkemizde çok daha zor işler var. Şimdi saymaya kalksam rahmetli Zeki Alasya’nın Köyden İndim Şehire filmindeki altın sayma sahnesi gibi olur o yüzden hiç girmiyorum.

İlk başta en çok sorulan soruya geleyim:

”İngilizce’yi çat pat konuşsam olur mu?”

Belki mülakattan geçersin ama emin ol uçak içinde çok sıkıntı yaşarsın. Sonuçta bu iş uluslararası bir iş ve yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da uçağa gelerek seni denetleyen insanlar var. Ve sen bu insanlarla sağlıklı iletişim kuramadığın anda o kişi senin bu işe hakim olmadığını, sorduğu soruyu bilemediğini düşünüyor. Sen aslında bildiğin şeyi ifade edemiyorsun ama sonuç olarak maalesef şirketine yüklü ceza olarak geri dönüyor. Şirket de sana hızlıca dönüyor 🙂

Uçaktaki acil durumlarda da yabancı dil çok önemli. Aman ya bilen birisi çıkar deme belki adamın bilinçli halindeki son kelimesini sen duyacaksın. Belki adam ”kalp hastasıyım” deyip bilincini kaybedecek ve inan bana bu bilgi gerçekten hayati bir önem taşıyacak. Kısacası dil bu iş için olmazsa olmaz. Arabaya sürmeyi az bilen birisinin taksicilik yapması ile dil bilmeyen birisinin kabin memuru olması arasında çok fark olmadığını söyleyebilirim.

”Abi çalışma saatleri nasıl?”

Hiç lafı uzatmadan söyleyeyim. 24 saatlik dilimin her dakikasında mesain başlayabilir. Düzenli saati olan bir iş arıyorsan tamamen yanlış seçim olacaktır senin için. Özel hayat da tahmin edeceğin gibi olumsuz etkileniyor bu durumdan. Arkadaşların cumartesi gecesi mekanlarda keskin bakışlarını Semih Saygıner misali 3 banttan geçirerek hedefe yollarken sen uçakta kaptanın ”açıkla demli arasında olan” ince ayarlı çayını hazırlıyor olacaksın. (Ve onu da beğenmeyecek)

Sonra bizdeki havacılık kültüründe yarı askeri sistem hala hüküm sürüyor diyebilirim. Kaptandan önce servise binemezsin, kapıdan geçemezsin, x-ray cihazına çantanı koyamazsın, pasaport polisine ondan önce pasaportunu vermezsin. Evet çok kibar kaptanlarımız var her yerde yol verir, ekibim gözümün önünde olsun der kendisi en arkadan gelir ama genel olarak Kaptan-İkinci Kaptan-Amir ve sonra kıdemine göre memurlar gelir. En kıdemsiz memur ne yapar diye soruyorsan Cüneyt Arkın’ın Korkusuz Cengaver filminin 17.dakikasında detaylı olarak görebilirsin. (YouTube)

Eğer ”Ben öyle yarı askeri sisteme gelemem eğer birisi bana laf ederse ağzının payını veririm kaptan maptan dinlemem’‘ diyorsan sana garanti verebilirim çalıştığın şirkette kısa sürede ün sahibi olacaksın sevgili Aynalı Tahir. :))

Dışarıdan genelde “Geziyorsunuz bir de üzerine para alıyorsunuz” gibi bir düşünce var. Evet vallahi geziyoruz yalan yok. Açık konuşayım haritada gösteremeyeceğim yerlere gittim, belki senelerce çalışıp para biriktirsem gidip göremeyeceğim yerlere, restaurantlara, müzelere gittim, ama çeşmesinden çamur akan, yatağının altından böcek çıkan yerlerde de gittim, içtiğim sudan mikrop kapıp 3 gün hastanede yattığım yere de gittim. Daha iç savaşın bitmediği yerlere de gittim. İlk seneniz dolduktan sonra artık gittiğiniz yer sıradanlaşmaya başlıyor şöyle ki; Tokyo’ya gidiyorsun 2 günün var otelden şehire sadece taksi var ve en son 150 dolar sadece gidiş ücretiydi. Şimdi ilk sefer heves edip gidiyorsun sonra diyorsun ki ”Lan 1500 lira sadece taksiye para mı verilir yatıp istirahatime bakayım.” 2 sene sonra gittiğin her yer sıradan hale geliyor. Çok özel bir ihtiyacın varsa örneğin Gaziantep-Baklava, Erzincan-Tulum Peyniri, Eyfel Kulesi-Instagram Story gibi çıkıp hallediyorsun sonra dinlenmene bakıyorsun.

İç hat veya dış hat programında ne gelirse ilk aydan itibaren karışık şekilde uçmaya başlıyorsun uluslararası limitler var onların üzerinde mesai yapamazsın. Örneğin ben geçen ay 108 saat uçtum son limit aylık 110 saat fazlasını uçamazsın.

”Amirler nasıl?”

Vallahi evden 5000 km uzakta yatı görevinde hastalanıp ateşlenince anne şefkatiyle sana sirkeli su yapan da var, aylık mutfak alışverişini Amerika’dan başka yerden yapmayan da var. Şimdi ikinci örneğin egosunu sen tahmin et, zihninde canlandır.

Ama garibanın garibana yaptığı zulüm var ya hah işte o uçakta da var. Biraz karakteri kişiliği oturmamış meslektaşlarımız da maalesef denk geliyor ve bu insanlar, Taksim meydanını görmeden Times meydanını görünce şirazeleri iyice kayıyor. Biraz tepeden bakıyorlar maalesef. Bil diye söylüyorum bu insanlarla 10 saat aynı tüpün içinde mesai harcayacaksın. Bazen yolcudan çok ekip arkadaşın yoracak seni. Normal bir işte çalışsan çıkıp bi hava alayım sakinleşeyim dersin ama uçakta bu şansın yok. Sinirlerine hakim olmak zorundasın. Tuvalet temizleyeceksin, kusmuk temizleyeceksin, iki koltuk arasına yapışmış sakızı çıkaracaksın, hasta olan, sürekli öksüren, elini ağzına kapatmadan 15 cm yanında hapşıran insanla 6-7 saat aynı uçakta bulunacaksın. Hijyen takıntın varsa üzgünüm bu meslek biraz üzecek seni. Ayran bittiği için uçağın içinde zıplayarak ayran isteyen yolcu vardı. “Benim ayran içme hakkımı gasp edemezsiniz ben bunun parasını biletle birlikte ödedim hırsızlar dedi” Kaptanın yoğurdundan ayran yapıp götürdüm bu sefer de küstü içmedi. Böyle yolcular çok denk gelecek.

Uçağın içi basınçlı ortam olduğu için normalde sarf ettiğiniz efor size iki katı yorgunluk olarak dönüyor ve bu kısa vadede aşırı yorgunluk, uzun vadede ise çeşitli sağlık problemleri olarak geri dönüyor.

Başta da belirttiğim gibi çok zor şartlarda çalışılan sektörler var onlarla kendi işimi kıyaslamak en hafif tabirle hadsizlik olur. Nacizâne kıyısından köşesinden bu işten ekmek yiyen birisi olarak başta bilinmeyen ama işin içine girince karşılaşılan genel durumlar ile ilgili bilgiler vermeye çalıştım. Bana katılmayan meslektaşlarım varsa önce onlardan sonra da okurken yorulan gözleriniz için ve istemeden yaptığım yazım yanlışları için hepinizden özür dilerim.

Alican Sıcak Gelişme ile kariyer günleri sona erdi.

Esen kalın efendim.

@alicanteee

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Geçmişten Günümüze Ticari Hava Taşımacılığı – 1. Bölüm

Uçmak eski uygarlıklardan itibaren insanların ilgisini çekmiştir. İnsanda uçma isteğinin eski çağlarda da yoğun  bir  …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir