Başlangıç / Kelimeler / Hikayeler / Sen Özelsin..!

Sen Özelsin..!

sen özelsinŞu aralar işlerimin yoğunluğundan kaynaklanan uzunca bir aradan sonra, nihayet dört ayrı içerikle sizlerle birlikteyim. Bu vesile ile, daha evvel mailime gelen bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Oldukça ilginizi çekeceğini düşündüğüm bu hikayeyi sonuna kadar okumanızı öneririm.

Buyrun:

Kendimi ne zaman işe yaramaz ve aciz hissetsem, aynı hisleri hissettiğim bir anda, eski bir dostun uzun zaman önce söyledikleri gelir aklıma… Yüzümü kocaman bir gülümseme sarar.. Bana: ‘Kendini her aciz ve işe yaramaz hissetiğinde parmağının ucuna bak,’ demişti… O sıra o kadar üzgün ve duygularımın içinde o denli kaybolmuştum ki, kendi sesimi bile tanıyamaz bir halde, çok kısık bir ses tonu ile ‘Neden? ‘ demiştim…

‘Çünkü o parmak izlerinden bu yeryüzünde başka hiç kimsede yok,’ demiş ve eklemişti. ‘Sen özelsin. İnanmazsan parmaklarının ucuna bak.’

Birden sanki dirilmiştim. Evet, ben özeldim… Herkes aslında özeldir. Ama beni o günden sonra diğerlerinden ayıran tek ayırt edici özelliğim -kendimin özel olduğumun- farkında olmamdı…

Hala karamsarlığa düştüğümde, bazen umutsuzluklarla boğuştuğumda o dostumu hatırlar ve parmağımın ucuna, yüzümde büyük bir gülümseme ile bakar ve kendi kendime: ‘Sen özelsin. Bunların hepsini atlatırsın,’ derim.

Yine aynı dostum bir karar aşamasında olduğum bir gün bana şöyle demişti, ‘Önce ne istediğini iyi belirle,’ ve eklemişti, ‘Sonra o istediğine ulaşmak için ne gerekiyorsa yap! ‘ Sonra da elini tam üç kez gözlerimin önünde çırpmış ve bana ‘Ne oldu şimdi? ‘ diye sormuştu. Ben de anlamsız bakışlar ile cevap vermiştim. ‘Ne oldu? ‘ ‘Üç saniye hayatından uçtu gitti ve hiç birşey o üç saniyeyi geri getiremez,’ demişti… Ve eklemişti; ‘Hayatı istediklerine ulaşmak için harca, bir gün arkana dönüp baktığında uçup giden o saniyelerin bomboş bir ömür haline geldiğini görmek istemiyorsan tabii! ‘

Farkındasınız değil mi? Hayatlarımız saniye, dakika, saat dilimlerine bölünmüş, akıp gidiyor. Ve biz akan bir saliseyi bile geri dönüp tekrar yaşayamıyoruz. Onları geri getiremiyoruz. Aynaya baktığımızda her gün yeni bir beyaz saç telini ve yüzümüzde acımasızca akıp giden dakikaların izini, birer kırışıklık olarak seyrediyoruz. Peki biz hayattan ne bekliyoruz? Beklentilerimiz için varımız yoğumuz ile savaşıyor muyuz, zaman denen acımasız düşmanla?

Oysa parmaklarınızın ucuna bakın bir kez. Sonra da parmaklarınızı üç kez şıklatın. Orada gördügünüz parmak izleri sizden baska kimsede yok ve parmaklarınızın ucundan çıkan o ses hayatınızın bomboş geçmiş üç saniyesi oldu, geçti gitti işte…

Siz özelsiniz, siz yeryüzünde teksiniz… O zaman hayattan beklediklerimiz de bize layık olmalı, özel olmalı, ulaşılması için savaşa değer olmalı. Zaman denen canavar galip gelmeden, biz hayattan beklentilerimize ulaşmalıyız ki, geçip giden zamana rağmen, geriye dönüp baktığımızda kucak dolusu mutluluk ve beklentilere ulaşmanın hazzı ile zaman zaman yüzümüzde kocaman bir gülümse ile nanik yapabilelim…

Ellerinizi üç kez çırpın, hayattan üç saniyeniz silinip gitti işte…

Bugün özel bir insan olan kendiniz için ne yaptınız?

Beklentileriniz için bir uğraş, savaş verdiniz mi?

Yoksa zamanın sizi yenmesine seyirci mi kaldınız?

Mesela özel eski bir dostu aradınız mı bugün?

Bu kısa ama çok anlamlı hayat derslerini veren dostumu kaç zamandır aramadiğımı düşündüm tüm bunları yazarken… Yerimden kalktım, internet’ten çıktım ve telefon ile o dostumu aradım. Çok mutlu oldu… ‘Ne zamandır sesini duymamıştım, hangi dağda kurt öldü? ‘ dedi. Ben de ‘Özel birini aramak istedim, aklıma sen geldin,’ dedim ve sonra ekledim: ‘Ve ellerimi üç kez çırptım, geçen zamanı geri getiremediğimi görünce belki de seni arayacak başka bir üç saniyem olmayacak, şu anda aramazsam deyip, yazdığım yazıyı yarıda bırakıp seni aradım,’ dedim. Çok mutlu oldu. Bir dostun mutluluğu ile ben de mutlu oldum. Dostumla telefon konuşmamı bitirip klavyenin önüne oturduğumda yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Özel birini arayıp, dakikaları geri getiremeyeceğim bir hayat içinde istedigim bir şeyi yapmanın huzuru ile yani mutlu bir yürekle tekrar yazmaya başladım. Ve zaman denen sinsi düşmana bir nanik yaptım. Acımasızca akıp gidiyorsun, ama ben seni hissediyorum ve istediğim hiç birşeyi ertelemiyorum ve istediklerimi elde etmek için hayatla savaşıyorum der gibi mutlu idim.

Siz hala ne duruyorsunuz? Koşun telefona, bir dostu arayın. Birine e-mail atın. Onu sevdiğinizi hissettirin. Onun mutluluğu ile mutlu olun. Ellerinizi üç kez çırpın ve düşünün hayatınızdan üç saniye boş bir sayfa gibi koptu gitti işte. Oysa siz özelsiniz ve size layık bir hayatı hak ediyorsunuz. Size layık mutlulukları hak ettiginiz gibi.

Bana inanmazsanız parmaklarınızın ucuna bakın.

-Alıntı-

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Kendi Cenaze Namazını KIlan Şehitler

Babamım dostlarındandı. Dimdik yürürdü. Hani Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmemiş tipler vardır ya, öyle biriydi. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir