Başlangıç / Kelimeler / Yorumsal Kelimeler / Eğitim Nerde Başlar?

Eğitim Nerde Başlar?

Eğitim Nerde Başlar?Nacizane bir eğitmen olarak, “temel eğitim 3 yaşında başlamalı” fikrini savunanlardandım. Zira psikoloji ve özellikle sosyal psikoloji ilgi alanlarımdandır. Dahası insan ve toplum davranışlarını kendimce analiz etmek hobimdir diyebilirim. Eğitim 3 yaşında başlar fikrimin oluşmasına sebeplerden birisi de (yaptığım birçok araştırma böyle düşünmeme sebep oldu) hatırlarsınız, Merhum başbakanlarımızdan Turgut ÖZAL’ ın Japon bilim adamlarına yaptırttığı rivayet edilen bir araştırma. (Bu makalenin sonunda bahsettiğim hikayeyi okuyabilirsiniz.)

İşte bu hikaye ve yaptığım başka araştırmalar, kişiliğin 3-6 yaş arasında oturduğunu kanıtlar nitelikteydi ve ben de bu fikri benimsemiştim diyebilirim.

Bugün yaptığımız bir dost sohbetinde bir dostum, başka bir arkadaşının hamileliğinden itibaren bebeğine düzenli bir şekilde hergün klasik müzik dinlettiğinden bahsetti. Tabii bu dinletiler, çocuk doğduktan sonra da devam etmiş. Doğal olarak da çocuk, oyuncak yerine müzik aletleri ile haşır neşir olmuş. (elbette dayatma değil, kendi isteği ile)

Bahse konu çocuk, şuan 8 yaşında ve konservatuvar da üstün yetenekli bir çocuk. Belki de geleceğin piyano virtüözlerinden. Tek başına bu örnek, spesifik bir örnek olup fikrimin değişmesine sebep olmayabilirdi. Ancak devamında dostumla yaptığımız fikir fırtınası (günün klasik deyimiyle “brainstorm”) sonucunda, bazı şeylerin anne karnında başlaması gerektiği fikrini kuvvetlendirdi. Eğitimde ailenin ve ailenin verdiği disiplin ve terbiyenin önemli olduğu öteden beri bilinen bir gerçekken bunun anne karnında başlayacağı fikri oldukça önemli. Örneğin yeni doğan bebeğin annesinin, babasının ve dahi kardeşlerinin seslerini tanıması, henüz küçücük olan bebeğin, bir yabancının ellerinde ağlaması, buna mukabil anne veya babasının kucağına alınınca kendini güvende hissetmesi ve sakinleşmesi…. Örnekler çoğaltılabilir…

Elbette konunun uzmanı değilim. Bu eğitimin nasıl ve ne şekilde olduğunu ancak uzmanlar belirleyebilir. Umarım genç nesiller bu durumun farkına varır ve gelecek nesillerin eğitimini bu şekilde organize ederler.

burakveelif

Yukarıda bahsettiğim hikaye:

Merhum Başbakanlarımızdan Turgut ÖZAL’ ın ilk seçildiği yıllarda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Vehbi DİNÇERLER’i toplantı yapmak üzere çağırır ve kendisine “Ben bu ülkeyi ayağa kaldırmak ileri devletler seviyesine getirmek istiyorum bunun için ilk önce eğitimle başlamamız gerektiğini biliyorum. Şimdi bu konuda bir çalışma yapalım ve bu işi başarmış devletleri inceleyip onlardan yardım ve destek alalım der. Bu konu üzerine Japon ya dan bir heyet davet ederek. Türkiye için bir eğitim proğramı hazırlamalarını isterler. Japon ya üniversitelerinden gelen bu heyet inceleme yapmak üzere bir ay zaman isterler. Anadolu nun çeşitli illerinde araştırma yapıp bir rapor hazırlar. Bu heyet bir ayın sonunda Turgut ÖZAL ve Vehbi DİNÇERLER’ e raporlarını sunarlar. Bu raporda açıkça şu yazılmaktadır. Türk insanlarında milli şuur eksikliği var. Bu yüzden bu toplumdan bir şey olmaz der. Bu rapor Turgut ÖZAL ve Vehbi DİNÇERLER’ e şok etkisi yaratır. Turgut ÖZAL ilk şoktan sonra peki sizler Japon halkına nasıl milli şuur veriyorsunuz der. Bir tane Japon profesör söz alıp anlatmaya başlar. Bizler çocuklarımızı 3 yaşındayken anaokullarına göndeririz. Çünkü insan da kişilik gelişimi 0-6 yaşına kadar tamamlanmaktadır. Bizler çocuklarımızın kişilik gelişimlerine çok önem verir ve onların iyi bir Japon olmaları için eğitimden geçiririz. Bu eğitimin içerisinde milli şuur eğitimi de vardır. Milli şuur eğitimini bizler şöyle yaparız. Her Japon çocuğunu bir gün sabahtan bize atom bombası atılan Nagazaki ve Hiroşima ya götürürüz o yerleri ilk günkü gibi muhafaza eder yaşanan dehşeti aynı şekilde korumaktayız. Bu dehşeti gören küçük Japonlara büyük bir şok etkisi yaratır. Aynı çocukları öğleden sonra robotlarla çalışan fabrikalara, uçaktan hızlı giden trenlere bindiririz. Şuan ülke olarak geldiğimiz teknolojiyi gösteririz. Bu teknoloji karşısında da bir şok daha yaşatırız. Ertesi günü okullarında öğretmenleri çocuklara bir gün önce yapmış oldukları geziyi değerlendirmeye alır ve onlara şunu der. Eğer tembel ve kötü bir Japon olursanız düşmanlarınız gelir topraklarınıza saldırırlar ve neyiniz var neyiniz yoksa siler ve halkınızı öldürürler. Fakat iyi bir Japon olup çalışıp ülkenize hizmet ederseniz. Bizlerin yapmış olduğu hızlı trenlerden ve robotlarla çalışan fabrikalardan daha iyisini yapar ülkenizi güçlü ve ileri devletler seviyesine getirirsiniz ve sizlere de düşmanlarınız hiçbir şey yapamazlar der.

Bu konuşmanın üzerine Vehbi DİNÇERLER der ki : Peki bizim atom bombası atılmış bir yerimiz yok ki biz bunu nasıl yapacağız. Japon profesör sözüne devam eder. Sizlerin bizden daha geniş bir tarihiniz var. Anadolunuzun her yeri bir Nagazaki ve Hiroşima sizler değimlisiniz yedi düvele meydan okuduğunuz ve Çanakkale geçilmez dedirdiğiniz bir Çanakkale Savaşları tarihiniz var. Metre kareye 12000 merminin düştüğü dünya savaşlar tarihinin en büyük ve çetin savaşlarının yaşandığı bir Çanakkale savaşınız var sizlerde çocuklarınızı o yerlere götürerek bu milli şuur eksikliğinizi tamamlaya bilirsiniz der.

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Gerçek Dürüstlük Nedir?

  Dürüstlük… ne derece ve nereye kadar? Tanımı doğruluktan şaşmamak ve gerçekleri çarpıtmamak olsa da, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir