Türk Halkı Facebook’u Neden Çok Sevdi..! – 2

facebook

 

Bir önceki makalemde, facebook un tercih edilme sebeplerini teknik yönden ele almış ve yaptığı/yapabildiği işleri, kendimce kısa bir özet çıkarmıştım. Şimdi geldik konunun sosyal boyutuna. Türk Halkı nın bu yazılımı bu kadar çok sevmesinin belki de en önemli sebebi bu sosyal yönü bence. 

Buyurun, konuyu sosyal yönden irdeleyelim:

1. Hatırlar mısınız bilmem; Facebook’un Türkiye’ de çıkış cümlesi şuydu: “İlkokul Arkadaşlarını bul”. Bir önceki makalede bahsettiğim teknik detayların sınıflandırma ve gruplama özelliği burada devreye giriyor. Dolayısı ile sizin okulunuzu okulu olarak kaydeden kişileri rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Hatta işyerini, mahallesini, vb.

2. Bana göre Türk Halkının en büyük (kötü) özelliği “tembel” olması. (şimdi bu tezime anti tez üretecekler çıkabilir, Hemen belirteyim ki; ben, Türklüğü ile gurur duyan bir insanım. Ancak gerçekçi olmak zorundayız) Dolayısı ile Facebook, herşeyi oturduğunuz yerden ve mobil desteği olması sebebi ile hatta tuvaletten bile yapma imkanı veriyor. Şunu da belirteyim, şuan okuduğunuz yazı, otomatik olarak burakveelif facebook sayfasında yayınlanacak. 🙂

Tembellik demişken; örneğin bir profil resmi değiştirme ile en hızlı milliyetçi, bir sözünü veya resmini paylaşma ile en sıkı Atatürkçü, bir profil veya kapak resmi ile muhazafakar, muhalefet, iktidarcı vs olmadık mı? Herhangi bir olay için realitede elini taşın altına koymayanlar, profil resmi ile işi hallediyorlar. Ne kadar kolay değil mi?

3. Hatırlayın lütfen; bir zamanlar toplum olarak yaptığımız işlerde en büyük ve önemli kriterimiz neydi? “Elalem ne der?” değil miydi? Dolayısı ile hem yaptığımız işleri elalem e gösterip hem de elalem in onay ve beğenisini alma dürtüsü bizi farkında olmadan facebook a yönlendirdi. 

Burada; insanın en temel arzularından olan ve Maslow tarafından “ihtiyaçlar hiyararşisi”nde her ne kadar piramidin en tepesinde tanımlansa da, insanlar için vaz geçilmez olan bir dürtü de bu konuda kendiliğinden bir adım öne çıkıyor. “Toplum tarafından beğenilme ve kabul edilme!” Zaten facebook’u facebook yapan en önemli buton “beğen” butonu değil mi?

İşte bu beğenilme dürtüsü, insanlarımızı facebook fenomeni yaptığı gibi, türlü türlü hareket ve paylaşımlara itiyor. Aksi halde, (örneğin) ana-babasına duyduğu minnet ve teşekkür duygusunu, onların yüzüne söylemek yerine facebook profilin de yayınlamanın mantıklı bir açıklaması var mıdır? Ancak bu şekilde yapıldığında, hem açık mektupta belirtildiği gibi bir hayırlı evlat olunduğu vurgulanarak insanların beğeni ve onayı alınır, hem de ana-baba yine toplumun gözünde bir nev-i taltif edilir ki, amaç yine toplumun beğeni ve onayını kazanarak “vay bee” demelerini sağlamak değil midir? Peki aslında öylemidir? Tartışılır…! (bknz. bir sonraki madde)

İnsanlarımızı türlü türlü paylaşımlara itiyor dedik. Bir örnek verelim: bizler önceden sokakta birşeyler yiyip içmezdik. Sebebi ise gayet basit. Alan var, alamayan var. Kimsenin canı çekmesin. Ancak şimdi facebook sayesinde bu göreneğimizi nerede ise terk ettik. Yediğimiz, içtiğimiz ne varsa facebook ta. Hatta nasıl yediğimiz bile. Yakında wc resimleri de, “ahan da eserim, buyrun” diye paylaşılırsa inanın şaşırmayacağım…

4. Facebook’ta olduğunuz gibi görünebildiğiniz gibi, olduğunuzdan farklı görünmek te mümkündür. Zira profil resminiz, kapak resminiz, paylaşımlarınız verdiğiniz beğeniler, hatta arkadaş çevreniz ve mensubu olduğunuz gruplar, izlediğiniz filmler, okuduğunuz kitaplar, vs hep kişiliğiniz ve eğilimleriniz hakkında bir ip ucu verir. (İşte bu durum şirketlerin İK politikalarında da birinci sıraya oturmuş bir mülakat yöntemidir. Zira aday hakkında bu şekilde bir çok bilgi elde edilip kişinin işe uygun olup olmadığı değerlendirilebilir)

Şimdi bu konular iyi güzel de manipule  edilemez mi? Elbette manipülasyona çok açık bir durum.

Bunun yanında, kişiliği tam manası ile oturmamış kişileri de bu şekilde tespit etmek çok zor değil. Zira örneğin bir kişi A siyasi görüşünü savunduğunu ifade ederken, tutup B siyasi görüşüne ait olayların yanında ve destekçisi bir görüntü çizebiliyor. Ne kadar ilginç değil mi?

5. Benim gördüğüm sosyal medyada şöyle bir algı var: “bir kişinin ne kadar çok arkadaşı varsa o kadar iyidir”.  O nedenle tanıdık-tanımadık hemen herkes listemizde değil mi? Hatta duvarında, dostluğun ve arkadaşlığın özel oluşundan bahseden birisinin listesinde binlerce kişi olduğunu görmüyor muyuz?

Yeri gelmişken dikkatimi çeken bir konudan daha bahsedeyim: normalde reel’de karşılaştıklarında birbirlerine selamı zor veren kişilerin, facebook ta canımlı cicimli konuşmalarını hangi psikoloji kuralı ile açıklamalıyız sizce?

6. Ve Türk Halkı’nın facebook’u sevmelerinin en önemli sebeplerinden biriside, normalde karşılaşma ve merhabalaşma imkanları olmadığı medyatik kişilere ulaşma imkanını elde etmiş olmaları. Bu sayede hayranlıklarını, kızgınlıklarını, duygu ve düşüncelerini ifade edebiliyorlar.

Bu örnekleri sayfalar dolusu uzatabilirim ancak sizi sıkmamak adına şimdilik burada kesiyorum. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bilinçli ve dikkatli kullanıldığında hakikaten güzel bir iletişim ve eğlence aracı. Ancak hakkımızda bu kadar çok şeyi merak etmesi de, biraz komplo teorisyeni tarzında düşündüğümde, beni dehşete düşürmüyor değil hani. Zira sosyal medyada gördüğüm ve duyduğum bazı konular bu korkumu açıklamaya yeter de artar bile.

Dilerseniz bu husus da başka bir makale konusu olsun.

Saygılarımla

burakveelif

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Gerçek Dürüstlük Nedir?

  Dürüstlük… ne derece ve nereye kadar? Tanımı doğruluktan şaşmamak ve gerçekleri çarpıtmamak olsa da, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir