Başlangıç / Kelimeler / Yorumsal Kelimeler / Yeni Nesil Ticaret Olgusu

Yeni Nesil Ticaret Olgusu

Yeni Nesil Ticaret OlgusuEsnaf çocuğuyum ben… Yıllarca sabahın köründe gidip akşamın bir vakti gelen; insanların tatil yaptığı zamanları para kazanma zamanı olarak gören bir babam vardı benim. Vardı diyorum zira artık yok. Durun canım! Hemen “Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun” demeyin. Çünkü babam hayatta şükürler olsun. Babam yok dememde ki kastım farklı. Dilerseniz yazımı okumaya devam edin.

Bir hayali vardı babamın. Soğuk kış gecelerinde beni ve kardeşlerimi uyudu zannedip, ummana dalardı annemle beraber sönmek üzere olan sobanın başında. “Üst caddedeki köşe başında Rüstem Efendi’nin dükkan bizim olacaktı ki hanım; ne tasamız kalırdı, ne de kederimiz” diye cümleler kurardı. Tam bir Anadolu kadını olan kanaatkar annem ise “boşver bey. Aç değiliz açıkta değiliz hamdolsun. Bu halimize binlerce şükür” der dururdu.

Rüstem Amca’nın her seferinde alışveriş yapmak için sıra beklediğim dükkanı asla bizim olmadı. Elden ayaktan düştükten sonrada iki hayta oğlu satıverdi dükkanı… Üstelik sattıkları şey yalnızca baba yadigarı ekmek teknesi değildi. Onun yanında babamın hayalleri de promosyon olarak gitmişti.

Derken büyüdüm ben… Gazetecilik okumuş olmama rağmen en büyük destekçim eşimle birlikte ticarete atıldık. Önce bir gazetede maaşlı çalışmaktansa, gazete kurup maaş dağıtmaya karar verdik. Sonrasında ise, anladığımız ya da anlamadığımız her türlü emtianın alım – satımını yaparken bulduk kendimizi. Batışlar, çıkışlar bir dizi olay yaşadık…

Yıl 2009 olmuştu. Bizim için o ana kadar Youtube, Msn, Facebook, Xing ve Secret CV’den ibaret olan internette ticaret yapma kararı aldık. Aslında “kararı aldık” demek yanlış olur, zira zorunda kaldık  Cebimizde escrow hizmeti veren bir sitede ilan verecek kadar paramız kalmıştı. Gidiş – geliş on dört kilometre yürüdüğümüz Eminönü’nün Tahtakalesi’nde gezerken fotoğrafladığımız ürünlerin ilanlarını ekliyorduk bu siteye.

Bereket versin çorbamız kaynıyor, dünyaya yeni gelen kızımızın masrafları çıkıyor, ele güne rezil olmuyorduk. Benim gibi gazeteci olan eşim ise her dakika kafa patlatıyordu “ulan ne yapsak ta daha fazla para kazansak” diye. Annemden aldığımı düşündüğüm kanaatkarlığımla “üzülme hayatım, rızkımız varsa kimse elimizden alamaz” diyordum…

Günlerden bir gün babam aradı. Ancak çok sevdiği bir yakınını kaybetmiş olmanın burukluğu sayesinde oluşabilecek bir ses tonu ile “kızım; Rüstem Efendi’nin dükkanı vardı ya. O binayı yıkıyorlarmış, yerine daha büyük bina dikeceklermiş” dedi. “Olsun baba, daha güzel olur” dememe rağmen benimde içim burkulmuştu. Zira babamın hayallerini devralan kişi bu seferde yıktırma kararı vermişti hayalleri…

Durumu eşime anlattım. Babamın o dükkanı neden çok istediğinden bahsettim. Derken eşim “tabi yaaa, işlek cadde! Bizimde işlek caddede dükkanımız olmalı aşkım” dedi. Bir eşime baktım, bir kızımın yatağına, bir “mobilyalarımıza”, bir de ayağımdaki her yanı dikişli çoraba… “İyi de nasıl olacak?” deyiverdim birden…

“Google” dedi eşim. Ve ardından şu şekilde kendi sorup kendi cevaplayarak devam etti, “baban o dükkanı neden istiyordu? İşlek caddede olduğu için. İşlek cadde olunca ne olur? Pazara sunduğun mal ya da hizmetin potansiyel alıcısı daha çok olur. Günümüzde alışveriş nereden yapılıyor? Google’dan. Dolayısı ile herkesin bulunduğu işlek cadde neresi? Google denen arama motoru. O zaman ne yapmak lazım? Hedef kelimede Google’da ilk sıralarda yer alan bir site sahibi olmak lazım…” Sanırım bir on beş dakika kendi sual etti, kendi yanıt verdi…

Bir baktım ertesi gün bir e-ticaret sitesi kurmuş. “Ne yapıyorsun hayatım” dediğimde, “kızımızın geleceğini tesis ediyorum” cevabını aldım…

Seo çalışmaları, backlink, adwords, makale reklamı, baitlink, link wheel ve daha birçok adını sanını duymadığım şey öğrendim sayesinde. Derken sattığımız ürün ile alakalı ilk sayfaya oturuverdi sitemiz “küt” diye. Telefonlarımız susmuyor, kargo yapmaya yetişemiyorduk. Hemen bir ofis kiraladık. Eşim işleri oradan yürütmeye başladı. Gel zaman, git zaman “serde gazetecilik var” deyip, birde ayda bir yayınlanan prestij gazetesi çıkarmaya başladık. Başarılarımıza şahit olan diğer firmalar bizden taktikler rica ediyordu. Oldu olacak bir tanede ajansımız olsun bari dedik ve akıl verme işini de paraya çevirdik.

Baktığınızda müflis bir işadamı olan eşim, bir escrow sitesinde ilan yayınlayarak önceleri sadece ekmek paramızı kazanmıştı. Ardından internet üzerinde işlek bir lokasyonda mağaza kurup, küçük bir şirketler gurubu yarattı. Ve bunların hepsi iki sene gibi kısa bir zamanda gerçekleşti.

Tarife ihtiyaç duymayan Arif’ler anladı babamın neden yok olduğunu… Ama ben yine de “en iyisini bilirim” diyen arkadaşlar için konuyu özetleyeyim  İnternette yoksan ticarette yoksun! Babanızdan kalma ticari fikirler geçen yüzyılda kaldı… Tabela yaptırmayın, e-satış yapmanın yollarını arayın!

Zeynep Aydemir Bayram
Gazeteci

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Gerçek Dürüstlük Nedir?

  Dürüstlük… ne derece ve nereye kadar? Tanımı doğruluktan şaşmamak ve gerçekleri çarpıtmamak olsa da, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir