Başlangıç / Kelimeler / Yüreğimdeki Kelimeler / Vazgeçişlerdeyim Bu Aralar

Vazgeçişlerdeyim Bu Aralar


Zaman-sızıma,

 

Sana mektup yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. sanırım hüzünlü insanlara özendim.

öyle afili bir şey bekleme benden. giriş gelişme sonuç olmayacak tıpkı sen ve ben gibi bir bütün olamayacak.

 

Gönül yazımı bilirsin düzensizdir, birazda okunaksız. Anlatacaklarım var. Sadece dinle….

 

Sessizliğini dinledim uzun bir süre. Düşündüm taşındım çözümünü bulamadım.

Özlemek neden bu kadar yorar insanı? “özlem” isminin eyleme dönüşme çabasından mı?

“Düş” ün, “düşünmek” kadar büyümek özentisinden mi beynimin içindeki tüm hayallerin çocukluktan vazgeçip başımın etini yemesi?

Ne zaman lafın bir ucu sana çıksa sonuna gelemeden heba oluyor gülümseyişlerim.

 

Yorgunum…

 

Şu saatlerde sıcak çekildi kapı eşiğine. Senin rüzgarların var sen kokan.

Zaman öldürüyorum geçmişi yoklayarak, leşlerim çoğalıyor. Dip balığı oluyorum.

Tüm bu çırpınışlarım tek bir nefeslik su yüzüne çıkıştan öteye götürmüyor beni.

Yüzün geliyor gözlerimin önüne beni dinlerken kalkan kaşlarına asılıyorum tut beni çıkar diye….

Gözlerinde boğuluyorum…

 

Sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam… içim dilime vuruyor, konuştuklarım incir çekirdeğine yetmiyor;

sakladıklarımdan ve senden bahis açmama inadımdan. Burnumu bir karış dikiyorum havaya, içim düşüyor.

Oysa söz vermiştim kendime, üzerime giydiğim “güçlü”  kostümü çıkmayacak,

çıksa da senin haberin olmayacak diye. Varlığımla yokluğum ayırt edilemez olacaktı senin için,

 

herkes” olacaktım ve belki “hiç kimse”….

 

Beceremedim…

 

Kimse görmeden, tutup elinden kaldırdım içimdeki ufaklığı.

Çok acımış, kimseye belli etmedim,edemedim..

Teselli bile aramadım kızgınlıklarıma, hakkımdı bu kara isyan.

Sonra fark ettim ki ben bu zamana ait değilim ve biliyorum sende…

o yüzden hep “an”larda teğet geçtik birbirimizi

 

Ama içime dokundun bir kere . Parmak izlerin duruyor bakışlarımda. Nereye baksam senden bir iz bırakıyorum.

Bu aralar kendime hep suçüstüyüm. Islah olmaz bir özlemim ve korkak bir mantığım var.

Tek dinginliğim kelimelerin. koklayıp koklayıp saklıyorum hafızama. arşivimde acılarım var benim.

Rutubetli; güneşe serip kuruttuğum Tozunu alıp, halı altında biriktirdiğim hatalarım. seninse anlatmadığın masalların var.

“sus”ların kucağında çocuk masumu yüzün ve küfrengi günahların…..

 

Baksaydın korkmayıp gözlerime. Sana keşkelerimi sunacaktım terketmeden bahar kıpırtısı içimi.

Yalpalamayacaktım bugünlerde yarınlara inançsızlığımla ve biliyor musun “kal” deseydin

rüzgarlarla getirdiğin son hecemle kavrulacaktı bahar bitimi…

Çırılçıplak sevdalar dört mevsimdi. ayı günü yoktu.gidenler tekrar gelebilmek için gitmişti.

İhanet sayıldı. sükut altındı; yağmur gibi çisil çisil, acıkmış bir nefesin dudaklarında tadımlık. korkaklık sayıldı.

Dinleseydin aryaları, kulaklarına çalınan tını; sevgilinin sızlayan ahına eşti….

Yoldaştı sayıklamalara in-ce in-ce in-ce …

 

Bil(e)medin…

 

Yaşananların üstünü örtecek kadar şeffaf bir kelimem yok.

Sen bilirsin ürkekliğimi, tarihten çalınmış eğreti kahramanlığımı…

Çekerim kılıcımı zamana ama kesip atamam biriktirdiklerimi.

Gözlerim yağar, toprak kokar ve filizlenir kabuk bağlayan yaralarım.

Dilek kipleri bağlarım…. .

 

Kaçışlarım sana meyilimdendir.

Sessizliğine sığınışım kabullenişimdir her şeyi. Sakın “neden” diye sorma.

Verdiğim her cevap mayındır pişmanlığıma.

 

Ve bu bir iç dökümdür çağıl çağıl. Bil ama bilme…..

 

Konuşsam Sözlerim ağlar sussam yüreğim kanar ..

Ne yapmalıyım bilemedim ama öğrendim hasretin dipsiz bir kuyu olduğunu ,

Aşk denen uçurtmanın ipsiz olduğunu.

 

Uçup gittin tutamadım seni ..

Geçip gittin duramadım önünde ezip geçtin..

 

Seni durduramamanın tutamamanın sızısı var içimde kalakaldım öylece..

Yağmurlar yağdı sensizken gökyüzüme, sonra ben yedi renk bilirdim gökkuşağını içinde siyahı görmeden önce..

 

Gidişine anlamlar yükledim gitmesi gerekti , mecburdu , istemeyerek gitti .. sonra ağlanacak halime gülüp acıdım kendime..

 

Gitmek istediğin icin gittin .. Sen beni hayatında istemedigin icin gittin..

Kendimi kandırmaya çalışsamda senin kadar başarılı olamadım. Her seferinde gercekler tokat gibi çarptı suratıma ağladım…

Büyüdü içimdeki sızı , acıttı sızlattı sol yanımdaki boşluğu!!

..

Sonra ..

 

Vazgeçtim gidişine anlam yüklemeyken

Vazgeçtim kendimi kandırmaktan

Vazgeçtim yokluğunla savaşmaktan

 

Yüzleştim yokluğunun soğuk yüzüyle ve kabul ettim alışmaya çalışmak diye bir şey yok!!

Alışmak zorundayım. Yoksun ve birdaha hiç olmayacaksın kabullendim !

Ve vazgeçtim sana dair ne varsa

 

Konuşsam Sözlerim ağlar, sussam yüreğim kanar…

Vazgeçişlerdeyim bu aralar…!

 

-Alıntı-

Facebook Yorum

Hakkında: burakveelif

Ben burakveelif..! Yıllardır kullandığım tabir ile, “internet denizinde bir damla”. Yaklaşık 10 yıldır blog yazarlığı ile beraber, amatör olarak başladığım web maceramda, başta joomla!, wp, smf gibi hazır scriptlerin yanında html, php gibi yazılım dilleri ile de "amatör" olarak ilgilenme fırsatı buldum. Detaylar için lütfen tıklayınız>>>

İlginizi Çekebilir

Gittin..!

  İmkânsızımdın sen benim. Hayalim, ulaşılmazım. Geceleri gözlerimi kapatmadan karşımda gördüğüm hayalim, düşlerimde bile kaybetmeyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir